İlaçlama Firması olarak sizleri bilgilendirmek istediğim başlıca hususlar, uygulama başarısı, elit ve kaliteli hizmet almak, para zor kazanılan bir materyal bu bilinçle müşterilerimizden aldığımız ücretleri hak edip hakkını vermek üzerine anlatım yapacağım. İyi kafa açarım hazırsanız, hipnozla karışık ben ne yaşadım şimdi neler anlattı bu adam nasıl oldu da bu kadar bilinçlenme yaşadım. Bu bilinçlenme ne işime yarayacak sorularını sormaya, bence hazırsınız hadi başlayalım.
Uygulamanın başarılı olabilmesi için bir çok etken vardır. İlk olarak hizmet aldığınız şirket bu işin ticaretini yapıyor. Peki çalışanı bunu iş meslek olarak mı yapıyor. Tabiki hayır, su ilacı karıştır. İki dolan, pompa yardımıyla iki fıs yap değildir. Eğitim, bilgi birikim, saha tecrübesi, haşere Türlerini tanıma davranış biçimlerini bilmeyi gerektirir. Çalışan sigara parası çıksın üç beş harçlığımı çıksın o arada da yaz kış çalışabileceğim sabit bir iş bakarım mantığıyla çalışmaktadır.
İlaçlama firması da hep kar çok kar en çok kar prensibiyle hayata baktığı için, işin mevsimselliğinide göz önüne aldığında, kalifiye eleman yerine ucuz iş gücü tercih etmektedir. Yakında Suriyeli Afgan, Türkmenistanlı arkadaşlar evlerinize iş yerlerinize gelip uygulama yaparsa şaşırmayın, şaşırmam.
Profesyonel İlaçlama Uygulamaları
Elit, profesyonel uygulama nedir? Buda takmış profesyonel ve kaliteliye demeyin, öyle şeyler ile karşılaşıyorum ki insanlar illa bana ilaçlama yaptırsın ben para kazanayım kaygısıyla elitlik ve kaliteyi vurgulamıyorum. Maalesef bizim sektör kokuşmuş, vur kaç prensipleri ile çok fazla beddua ah alan bir sektör halini aldı. Ben bile bazen kendi rüştümü anlatırken zorluk çekiyorum. İnsanları üzerek canlarını yakıyorlar. Ya alt tarafı ilaçlama demeyin, bu sağlık sorunu bu psikolojik bir sorun fobi, kurtulacağım umuduyla bir haşere firmasıyla anlaşılıyor.
İlaçlanıp ücreti alınıyor. Ama durum değişmiyor. İnsanlar evi ayağa kaldırmış, temizlemiş, akraba ayarlanmış, aman daha çok etki etsin diye dışarıda yatıyorlar. İşin maddi kaybı, kandırılmak hepsini bir arada düşündüğünüzde neden elit kaliteli uygulama dediğimi daha iyi anlarsınız. Firmamız uygulamadan evvel bilgilendirir. Bilinç düzeyiniz artar, uygulamadan 1 hafta sonra aranırsınız. Durum hakkında konuşulup değerlendirme yapılır. İlaçladık parayı aldık bitti mantığı güdülmez.
Kaliteli, elit, kesin çözüm sunan, garantili uygulama hizmeti almak için whatsapp hattından ulaşabilir. Sesli olarakta arama yapabilirsiniz. Bir gün sonrasına randevu oluşturmaktayız
İlaçlama Şirketi Evden Çıkmanıza Gerek Yok Dedi
Ev ilaçlama şirketi çeşitli anlatımlar, istekler, uygulamaya dair önermeler yapabilir. Hepsi doğrumudur. Asla dediğinizi duyar gibiyim en azından canı yananlar dedi ben duydum.
Bir anektod paylaşmak istiyorum. Sağlıkçı bir ablamız eve her geldiğinde kaşınma durumuyla karşı karşıyadır. İlk adres olarak doktora gider uyuz teşhisi konularak evi ilaçlatması salık verilir. Bizim hikayede develer tellal iken pireler berber iken bu noktada başlamaktadır. Bir firma aranır
İlaçlamacı gelip iki sıkar gider, aman evi temizleme, çok kuvvetli ilaç attım. Üç güne şifa bulacaksın inşallah der ve gider. Ama bizim sağlıkçı ablamız solüsyonla duş aldığı zamanlarda kısa süreli rahatlamakta sonrasında bu illet kaşınma devam etmekte, hemen ilaççı tekrar aranaaaa
İlaççı yumurtaların çıktığını Avrupa bir ilaç kullanacağını, 3 gün eve girmemesi gerektiğini, BOMBA GELİYORRRRR bütün kıyafetleri çamaşırları 90 derecede onun verdiği böcek ilacı ile yıkaması gerektiğini yoksa bu illetten kurtulamayacağına ferman verir. ( Avrupa ilaç kısmı ekstra fazla para alacağımın psikolojik alt yapısı)
Aynısı yapılır, kıyafetler çöp tabi, e kaşınma kaşınma hala devam neyse araştırır beni bulur sağlıkçı ablamız. Telefonda sorular sorarım verdiği cevaplar üzerine sen uyuz değilsin kuş biti sarmış evi derim. Abla kızar bire deyuzzz sen doktordan daha mı iyi bilirsin.
Ben doktorların haşere eğitimi almadığını söylerim gayet pişkin, başlarız tartışmaya, vıy vıy karagözüm vıy vıy hacı cavcavım. Ben olağanca ukalalığımla sağlıkçı ablayı kızdırmaya devam ederim. Sonunda sesi ile ALLAH belanı versin gel ilaçla ama kurtulmazsam ben sana sorarım tonlamasıyla ilaçlama yapılmak üzere sözleşilir. İlaçlama yapılır kurtulunur ve o günki o tartışma tatlı bir anı olarak kalır. Yani ilaççınız Burak der ki maalesef bu işi bilen çok az firma ve çok az insan var kıyafetlerinizi ve cüzdanınızı ilaçlamacılar dan uzak tutun saygılar efendim.
İlaçlama Ve Zararlılarla Savaşın Antik ve İlginç Tarihi
Kükürt Yakarak Başlayan İlk Mücadele
İnsanlığın haşerelerle olan savaşı modern kimyasallarla değil, binlerce yıl önce mistik yöntemlerle başladı. Yazılı tarihteki ilk ilaçlama kaydı Sümerlere kadar uzanmaktadır. Sümerler, ekinlerine ve yaşam alanlarına zarar veren böcekleri uzaklaştırmak için kükürt bileşikleri yakarak ilk kimyasal tütsüleme yöntemini keşfetmişlerdir.
Biyolojik Ordular ve Karınca Köprüleri
Antik dönemlerde sadece zehirler kullanılmıyordu. Çinli çiftçiler, narenciye bahçelerini korumak için yırtıcı karınca kolonilerini yapay olarak ağaçlara yerleştirdiler. Hatta karıncaların ağaçlar arasında rahatça geçiş yapıp zararlı tırtılları avlaması için bambu çubuklardan devasa köprü ağları kurarak tarihin ilk organize biyolojik mücadele ordusunu oluşturdular.
Ölümcül Arsenikten Nobel Ödüllü İlaçlara
On dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde tarlalarda ve evlerde arsenik, cıva ve nikotin gibi insan sağlığı için son derece ölümcül ve tehlikeli maddeler pervasızca ilaç olarak serpiştiriliyordu. İkinci Dünya Savaşı sırasında tifüs taşıyan bitleri öldürerek binlerce askerin hayatını kurtaran DDT maddesinin keşfi ise o kadar büyük bir devrim olarak görüldü ki, kaşifine tıp alanında Nobel Ödülü kazandırdı. Ancak bu kimyasalın doğaya verdiği kalıcı zararlar yıllar sonra anlaşılabildi.
Mahkemede Yargılanan Tırtıllar ve Böcek Aforozları
Orta Çağ Avrupası’nda böcek istilalarıyla mücadele etmek için kimyasallar yerine hukuk sistemine başvuruluyordu. Ekinleri talan eden tırtıllar, çekirgeler ve hatta fareler resmen mahkemeye verilir, kendilerine savunma yapması için kilise tarafından bir avukat tayin edilirdi. Suçlu bulunan böcek kolonileri kasabadan sürülme cezasına çarptırılır, eğer mahkeme emrine uymayıp tarlaları terk etmezlerse dini törenlerle resmen aforoz edilirlerdi.
Bin dört yüz seksenli yıllarda Fransa’nın Autun bölgesindeki mahkeme salonunda, tüm kasaba halkının gözü önünde tarihin en tuhaf davalarından biri görüldü. Tarladaki ekinleri yiyen arpa bitleri ve tırtıllar mahkemeye verilmişti. Dönemin en ünlü hukukçularından Barthélemy de Chasseneuz, bu böceklerin savunma avukatı olarak atandı. Avukat Chasseneuz, müvekkillerini savunmak için dâhiyane bir hukuki taktik geliştirdi. Böceklerin mahkemeye gelmemesi üzerine söz alarak, mahkeme çağrısının tüm böceklere ulaşmasının imkânsız olduğunu, çünkü müvekkillerinin tek bir adresi olmadığını söyledi.
Kedi ve Kuş Tehdidi Yüzünden Gelemediler
Mahkeme, çağrının tüm köylerde yüksek sesle okunarak tekrarlanmasına karar verdi. İkinci duruşmada böcekler yine gelmeyince, Avukat Chasseneuz bu kez müvekkillerinin can güvenliğini öne sürdü. Müvekkillerinin mahkemeye gelmek için yola çıkmak istediklerini ancak yollardaki kedilerin, kurbağaların ve kuşların onları yeme tehdidi oluşturduğunu belirterek ek süre talep etti. “Hukuka göre, hiç kimse can güvenliğinin olmadığı bir mahkemeye gelmeye zorlanamaz” diyerek davayı aylarca uzatmayı başardı.
Dini Aforoz ve Vicdan Azabı
Dava sonunda mahkeme, böceklerin suçlu olduğuna hükmederek onları kilise tarafından aforoz etti. İşin en şaşırtıcı yanı ise köylülerin bu karara gerçekten inanmasıydı. Eğer aforozdan sonra böcekler gitmezse, köylüler bunu “kendi işledikleri günahların bir cezası” olarak kabul ediyor ve suçu böceklerde değil, kendilerinde arıyorlardı. Bu absürt davalar, insanlığın çaresizlik karşısında hukuka ve dine sığınarak doğayı kontrol etme çabasının en trajikomik örneği olarak tarihe geçti.
Nil Kıyısında Haşerelerle Savaş: Antik Mısır Yöntemleri
Timsah Yağı ve Kedi Yağından Koruma Kalkanı Nil Nehri’nin bereketi, beraberinde devasa sinek, sivrisinek ve bit istilalarını da getiriyordu. Mısırlılar, böcekleri evlerinden uzak tutmak için sıra dışı bir karışım keşfettiler. Timsah yağı, kedi yağı ve su aygırı yağını belirli bitki özleriyle karıştırarak evlerinin duvarlarına ve kendi vücutlarına sürerlerdi. Bu ağır ve yırtıcı hayvan kokularının, haşereleri korkutup kaçırdığına inanılıyordu.